GÖRMEYEN GÖZLER GÖRÜR OLMUŞ!

Türkiye Cumhuriyeti’nde 31 Mart 2024'ten bu yana 62 belediyede yönetim değişti, 16 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının oyunu alarak İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu da dahil 15 belediye başkanı tutuklandı, 13 belediyeye kayyım atandı!..

Kürt Halkının en önemli siyasi lideri olan Selahattin Demirtaş 9 yılı aşkın bir süredir hapiste esir olarak tutuluyor…

Avrupa Konseyi’nin 2018 yılında yayımlandığı bir rapor da, Avrupa’da tutuklu bulunan 130 gazetecinin 110’unun Türkiye’de olduğu açıklandı…

Şu anda 10 gazeteci ve medya çalışını sırf mesleklerini icra ettikleri için Türkiye Cumhuriyeti’nde tutuklu bulunuyor…

Çok sayıda gazeteci ise hapse girmemek için Türkiye Cumhuriyeti’ni terk edip yabancı ülkelere sığınmış durumda…

Türkiye Cumhuriyeti’ndeki anti-demokratik uygulamalar saymakla, yazmakla ve söylemekle bitmez!..

Tüm bunlar yaşanırken, ülkemizin demokrasi aşığı gazetecileri, akademisyenleri ve siyasi bilimcileri, gözlerine inen ‘turkuaz perde’ nedeniyle bu antidemokratik olayları göremedi!..

Fakat aynı gözler, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı yaptıklarını gördü, hatta görmekle kalmayıp Birleşmiş Milletlere falan çağrı yaptı!..

Yetmedi, konu dönüp dolaşıp Kıbrıs meselesine bağlandı!..

Oysa bu duyarlılığı Türkiye’de tutuklu bulunan gazeteciler için de yapabilirlerdi!..

Mesela Maduro için BM’ye yapılan çağrılar ve eleştirler, Türkiye Cumhuriyeti’nde tutsak olarak tutulan gazeteciler için de yapılabilirdi…

İşte o zaman, ABD ve Nicolas Maduro konusunda bugün ortaya konan sözlerin bir ağırlığı, bir samimiyeti ve bir inandırıcılığı olurdu…

***

ABD’nin, Venezuela’da gerçekleştirdiği faşist darbeye gelecek olursak…

Önce şunu net olarak kabul etmeliyiz, ABD, dünyanın en büyük terör örgütüdür ve başta İsrail olmak üzere tüm terör örgütleri de ABD’ye bağlıdır…

Dünden itibaren yaşanılanlar, bir terör örgütünün, bir ülkenin seçilmiş iktidarına karşı yaptığı bir darbedir ve bu darbenin amacı, ABD’nin kendi coğrafyasını şekillendirmesi ile yeraltı zenginliklerine hükmetme isteğidir…

Bu terör örgütü ile başındaki haydut durmayacaktır…

İran, Meksika, Kolombiya ile devam edip tüm dünyanı dizayn etme arzusu bir aç gözlülüğe dönüşecektir…

Yıllar önce dünya bu faşist hırsı Hitler de görmüştü…

Şimdi Trump bu hırsa sahip!..

Geçmişte Hitler’in hayallerini Stalin yıkmıştı!..

Soru şu?

Bu dönemin yeni bir Stalin çıkartacak gücü ve/veya isteği var mı?

Pek mümkün görülmüyor…